Bagrim bir savas meydani,Icimde dinmez firtina,Bugün ölüm sessizligi yarin döner tufana...
24/5/2008 - Hakiki dost bulmak
Hakiki bir DOST bulmak!
Hakîkî bir dost bulmak, o kadar kolay değildir.
İnsan kendisine iyi bir arkadaş bulabilir. Vefâlı bir eş ve iyi bir iş de bulabilir. Hatta, gökte aradığını yerde bulanlar bile vardır.Ama hakîkî bir dost bulmak o kadar kolay değildir.
Önce gönüller üzerine dostluk köprüsü kurmak gerekir. Ancak böyle bir köprüyü inşâ edenler ve bu köprüden geçenler hakîkî dostlara kavuşabilirler. Dostluk köprüsünden geçmek için ise, insanın önce kendisinden geçmesi gerekir. Dostluk köprüleri, sağlam temeller ve şirin kemerler üzerine bina edilir. Bu köprülerin taşları cefa ile yontulmuş, harcı vefa ile yoğrulmuştur. Diğer köprülerin en az iki ayağı varken, dostluk köprüleri tek ayak üzerinde bile durabilirler. Yani karşı taraftan bir destek ve çıkar beklentisi yoktur. Dostların sevgisi de, şefkati de, ilgisi ve ikrâmı da karşılıksızdır. Bu köprülerin altından çok sular, üstünden uzun yıllar geçse de, onlar yıpranmaz ve yıkılmazlar.
Böyle bir köprü inşâ etmek zahmetli olduğu için hakikî bir dost bulmak da zordur.
Aşık Veysel, “Dost dost diye nicesine sarıldım” diyor. Ama hiçbirisinde bir vefâ bulamadığı için toprağın kucağına dönüyor. Çilenin, cefânın, sadakatin ve şefkatin sembolü olan kara toprağı dost olarak kabul ediyor. Bir başka âşık, ömür boyu bir dost bulamadığından yakınıyor, “Bir dost bulamadım, gün akşam oldu” diyerek sazının tellerine dokunuyor.
Mecazî aşkın çöllerinde dolaşanlar, hakîki bir dost bulamamanın ıztırabını yaşarlar. Allah dostlarından bir zatın dediği gibi, böyle âşıkların divanlarını sıksan, herbirinden hazînâne birer feryat damlar. Ancak, dostluk köprüsünden geçenler, Leylâ’yı bırakıp Mevlâ’ya koşanlar elemsiz lezzete kavuşabilirler.
Hallac-ı Mansur, Allah dostudur. Dostluk köprüsünden geçerek Rabbine o kadar yaklaşmış ki, artık O’nu kendinden, kendisini de O’ndan sayarak “Ene’l-Hak” demiştir. Fakat dost halinden anlamayanlar velîliği delilik kabul ederek kendisini idam ettiler. Önce ellerini ve ayaklarını kestiler, sonra da başını keserek bedenini yaktılar ve küllerini Dicle Nehrine attılar. Böylece gerçek bir dost, dostu için canını feda etmiş oluyordu.
Mansur idam edilirken, şeytan karşısına geçer ve şöyle der: “Ben de ene dedim, sen de ene dedin. Ama ben lânete maruz kaldım, sen rahmete nail oldun. Bunun hikmeti nedir?” Mansur da şu cevabı verir: “Sen ene dedin, kendini ortaya koydun, ben ene dedim, kendimi ortadan kovdum.” Demek ki, dost dostta fâni olursa, dostluk bâki kalıyor. Sufîlerin “fenâfillah” dedikleri bu olsa gerek.
Dostluk köprüsünden geçebilmek için bazı şeylerden vazgeçmek gerekiyor. Mansur, önce ene’sinden, sonra da başından vazgeçiyor. Acaba bizler ebedî ve ezelî dostumuz olan Rabbimiz için nasıl bir fedakârlık gösteriyoruz?
Meselâ, her sabah dost dâveti olan Ezân-ı Muhammedî’yi işitip de, bu dâvete icâbet etmek için uykumuzdan vazgeçebiliyor muyuz?
İçimizdeki öfkeden, kinden, hased ve husûmetten vazgeçip, muhabbet yolunu seçebiliyor muyuz?
Allah ve Rasûlüne ebedî dost olmak istiyorsak, gönlümüzün elinden tutup, “Gel dosta gidelim gönül” diye yollara düşmeliyiz. Bu yolda kaybedecek vaktimiz yoktur. Fırsatı kaçırdıktan sonra, “Geçti dost kervanı” diye sızlanmanın bir faydası olmayacaktır.
19/3/2007 - Hz. Muhammede (a.s) igrenc hakaret !!!!
Hz.Muhammed'e (A.S.) igrenç hakaret! 17/03/2007
ÖZEL HABER!
Danimarka'da bir dergide yayimlanan, Hz. Muhammed'e ve islam dinine hakaretler içeren karikatürler Youtube sitesinde serbestçe yayimlaniyor. Videolarda Hz. Muhammed’e ve islam dinine yönelik igrenç hakaretler yer aliyor. Geçtigimiz günlerde Türkiye’de erisim yasaklandiginda Youtube sitesi yetkilileri daha dikkatli olacaklarini ifade etmislerdi. Ancak görünen o ki onlarin dikkatleri ve bizim tepkilerimiz hala yeterli degil.
SESSiZ KALMAYALIM! BU HAYÂSIZ SALDIRIYI DURDURALIM!
Elbette yayin ve ifade özgürlügünden yanayiz ve Youtube ya da her hangi bir sitenin bizimle iletisiminin kesilmesini istemiyoruz. Fakat bu demek degildir ki kutsallarimiza yönelik her türlü hakaretin serbest kalmasi ve biz buna sessiz kalalim!
Muhtemelen bu hakaretlerden Youtube sitesinin yetkilileri haberdar degil. Ancak gerekli tepkimizi ortaya koyarsak ilgililer de gerekli önlemleri alacaklardir. Bu nedenle asagidaki metni Youtube.Com sitesine gönderirseniz, Yotutube.Com sitesinin yetklililerini harekete geçecektir.
Videonun kendisini içerdigi görüntüler nedeniyle yayinlamiyoruz. Ne oldugunu görmek isteyenler varsa bu linki tiklayabilirler: http://youtube.com/watch?v=bd2VEBE-qX8
Tepkinizi dile getirmek için, http://www.youtube.com/contact adresindeki iletisim formuna, asagidaki protesto metnini yazip, gönderebilirsiniz. Türkçesini de bilgilendirmek amaciyla, T.C. Disisleri Bakanliginin webmaster@mfa.gov.tr mail adresine gönderebilirsiniz.
“In Youtube.com, a video was aired under the name of “Mohammed Cartoons and Muslim Islamic Outrage” on the address regarded http://youtube.com:80/watch?v=bd2VEBE-qX8.
The context of this video is humiliating and violating Prophet Muhammad and Islamic values. Concerning with this video Youtube.com is humiliating all the Muslims around the world that are exceeding 2 billion.
Regarding of this reason, I’d like to say management of Youtube.com that the video should be deleted. Because this video humiliating and Prophet Mohammad and Muslims explicitly. And I hope Youtube.com will show more respect all the thoughts and beliefs in the future.”
“Youtube.Com video sitesinde ‘Mohammad Cartoons and Muslim Islamic Outrage’ basligi altinda, http://youtube.com:80/watch?v=bd2VEBE-qX8 adresinde yayinlanan video, içerigi itibariyle Hz. Muhammed ve islam dünyasina yönelik, igrenç, asagaliyici hakaretler içeriyor. Bu video ve bu video ile Youtube sitesi, nüfusu 2 milyari asan Müslümanlari asagiliyor. Bu nedenle bu videonun Youtube.Com sitesinden derhal kaldirilmasini istiyorum.
Youtube sitesinin benzer olaylarda gösterdigi duyarliligi tüm inançlarda ayni þekilde göstermesini istiyor ve bu videoyu protesto ediyorum.”
Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz! Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.
1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. “Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.” suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren “Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.” sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.
2. İŞİ YOKUŞA SÜRME Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş “On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.
3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.
4. GENELLEMEDE BULUNMA Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. “Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...” sözleri evliliği yıpratır.
5. EŞİNİN AKLINI OKUMAÇiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. “Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.” gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır. 6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta “mahkeme” kuruluyor.
7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.
8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI‘Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz’ gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır. Sayı: 205 Bölüm: Evlilik
“Bir kimse kardeşine gıyabında dua ettiği zaman, başında görevli bir melek: ‘Allah o kardeşin için istediğin şeyin aynısını sana da versin,’ diye dua eder.” [ Ebu Davud, Vitr, 29. (No: 1534).]
hadis-i şerifi bildiriyor ki;
kendisini düşünen kimse, din kardeşine hayır dua etmelidir. Çünkü, bu onun için daha kazançlı olacaktır.
Hadisin başka bir rivayetinde, din kardeşine dua eden kimseye, Allahu Teala şöyle buyurur:
“Ey kulum, istediğini vermeye önce senden başlarım.” [Zebîdî, İthâfu’s-Saâde, VII, 136.]
Rasulullah [s.a.v] Efendimiz buyurmuştur ki:
“En makbul dua, kişinin kardeşinin gıyabında yaptığı duadır.” [Bkz: Buharî, Edebü’l-Müfred, Had. No: 623; Ebu Davud, Vitr, 29. [No: 1535].]
Rasulullah Efendimiz [s.a.v]:
“Şüphesiz müminlerin birbirlerine yaptıkları duaları onları arkadan sarar, destekler,” [Ahmed, V, 183; Dârimî, Mukaddime, 23; Tabaranî, el-Mu’cemu’l-Kebir, V, 143 [No: 4890]; İbnu Abdilberr, Beyani’l-İlm, I, 42; Beyhakî, Şuabu’l-İmân, VI, 66 [No:7514]; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 138] buyurmuştur.
Ebu Talib el-Mekkî [k.s] der ki:
“Kardeşliğin hak ve gereklerinden birisi de kardeşi için gıyabında hususi dua ve istiğfar etmektir. Allah için kardeşliğin bundan başka hiçbir bereketi olmasaydı, bu bile yeterdi.
Muhammed b. Yusuf İsfahanî derdi ki:
“Allah için sevilen salih kardeş gibisi var mıdır? Sen ölünce evlad ü iyalin mirasını bölüşmekle uğraşırken, Allah yolundaki kardeşin senin hasretini çeker, sana göndereceği hayrı düşünür. Sen toprak altında yatarken o, gece karanlıklarında senin için dua edip ağlar.”
İnsan için en büyük hasret çekilecek şey, dünyadan çıkıp gittiğinde arkasında kendisine hayır dua edecek bir kimsenin bulunmayışıdır.
Hadis-i şerifin belirttiği gibi,
“ölen kimse arkadan kendisine hayır dua edenlerin duası ile sevinip bayram eder, kardeşlerinin yaptığı dualar dağlar büyüklüğünde nur hâlinde kabrine girer.” [Bkz: el-Mekkî, Kutu’l-Kulub, II, 228-229; Gazalî, İhya, II, 270.]
Zunnun el-Mısrî’ye [k.s]:
“Kiminle arkadaşlık yapayım?” diye sorulunca: “Hastalandığın zaman seni ziyaretine gelen ve bir günaha düştüğünde de senin için Allah’a yönelip istiğfar eden kimseyle arkadaşlık yap,” demiştir. [Bkz: Kuşeyrî, Risâle, II, 578. [Trc:Kuşeyrî Risâlesi, 412]